Ferace nedir?

Eski Türk kadın kıyafetlerindendir. İç giyim üstüne giyilen ferace çok bol bir giyecek idi. Kolları, kol ağızları çok geniş olur, etek topuklara kadar inerdi. Ferace, yaşmak adı verilen bir yüz örtüsüyle beraber 'kullanılırdı. Feraceler «Engürü sofu» veya «gürünşah» denen Türk dokumalarından yapılırdı. Ayrıca atlas, tafta, çuha ve ipekli kumaşlardan da olurdu. Zamanla feracelerin biçimleri değişti. 19. yüzyılın sonunda çarşafın yayılması üzerine tamamen ortadan kalktı.

Eskiden kadınların örtünme için giydikleri elbisenin adı. Sonraları ferace yerine çarşaf kullanılmaya başlandı. Feraceler fantazi kumaştan, çuhadan, softan yapılırdı. Genellikle düz, sade olanların yaygın olduğu gibi, cepleri ve yakaları işlemeli olanları da vardı. Modaya göre daha koyu renkli, arka yakası uzun, bedeni bol ve dar olanları da giyilirdi. Feracenin al renkli olanı gençler arasında daha yaygındı. Ferace günümüzdeki kadınların giydiği mantonun çok benzeri olup, mantodan farklı özelliği geniş yakalarının olmayışı ve daha uzun oluşudur. Ferace boyun kısmını tam olarak kapatmadığı için, kadının baş ve yüz kısmı yaşmakla kapatılırdı. Ayakkabının, çantanın ve şemsiyenin renginin feraceninkine uygun olmasına günümüz kadınları gibi, eskiler de çok dikkat ederlerdi.

İlmiye sınıfından olan kimselerin resmi günlerde giymiş olduğu sırma işlemeli elbiseye de ferace ismi verilirdi.Çuhadan yapılan bu feracenin kolları oldukça boldu. Bu feraceler Osmanlı Devletinin sonuna kadar devam etmişti. Tanzimat devrinden önce sarayın üst makamında olanlar da ferace giyerlerdi. Böyle feracelerden bazılarının içi kürkle kaplı olurdu. Ulemaya ait olanlarınkine, ulema, kadınlarınkine kadın, erkeklerinkine de erkek feracesi denirdi. Yapılış olarak kadın ve erkeklerin çuhası farklı biçimlerde idi. Ferace 20. asrın başlarına kadar giyilmiştir. Bazı bölgelerde halen giyilmektedir. Feraceler, genel olarak, gürünşah ve Türk kadını “Engürü (Ankara) sofu” denilen Türk dokumalarından yapılırdı. Fakat çuha, atlas, canfes (tafta), lahur, kişmir yünlü ve ipeklilerinden yapıldığı da çok olurdu.

ferace

Sonradan Avrupa fabrikaları bu kumaşları taklit ederek lahuraki, kaşmir, triko ve şelaki gibi adlar altında, feracelik olarak memlekete sürdüler. Halbuki Türk kumaşları hiç solmaz, kolay eskimezdi. Ferace, zamanla, biçim bakımından değişikliklere uğradı. Yakalarına dantela kırmalar konuldu, önüne ilik, düğme yapıldı. Bilhassa kibarlar ve saraylılar, Avrupa kadınlarının mantolarına benzeterek, feracenin sadeliğini bozdular. Ferace, gide gide, yalnız yaşlı kadınların kullandığı bir kıyafet halini aldı. Daha sonra geçen yüzyılın sonunda Beyrut’tan gelen bazı Türk kadınlarının çarşafla sokağa çıkarak bu Suriye kıyafetini moda haline getirmesi üzerine, ferace büsbütün unutulmaya yüz tuttu; yalnız Saray kadınlarında kaldı.

Ferace konusunda biraz daha derine inmek gerekirse Osmanlı döneminde ilmiye sınıfının resmi zamanlarda giydiği giysiye de ferace denirdi ve bu elbise sırma işlemeleriyle göz doldururdu. Bol kollara sahip olan bu elbisenin ana maddesi ise çuhaydı. Osmanlı Devleti son dönemlerine dek bu elbiseyi kullanmıştı. Eskiden çuhadan, softan, fantezi kumaştan üretilirdi feraceler. O zamanlar da farklı renklerde üretilirdi feraceler ancak en yaygın olanı kırmızı renkte olanlarıydı. Günümüzdeki moda kavramı o zamanlar da vardı ve onlar da modaya göre uzun, bol, arkası uzun önü kısa gibi şekillerde tasarlanırlardı. Bu giysi sarayın üst makamlarına gelen kişilerce bile kullanılmıştır.

Değişik tasarımları bulunurdu. Örneğin içi kürk olanları da vardı ince kumaştan yapılanları da. Sanıyoruz bu durum mevsim değişikliğine göre insanları farklı düşünmeye ve farklı tasarlamaya itmiş. Ayrıca şu ek bilgiyi de sizlerle paylaşalım, eskiden kadınlar da erkekler de ferace giyermiş ve kadınların feracesi ayrı erkeklerin feracesi ayrı tasarlanırmış. Ferace dervişlerin giydiği bol hırkaya da verilen bir isimdir. Eskiden kadınların giysi olarak tercih ettiklerini de söylemiştik ve bu durumdan sonra yerine kara çarşaf denilen giysiler kullanılmaya başlanmıştır. Günümüze yaklaştıkça normal giyinen bayanların kıyafetlerine adapte edilen giysiler olarak karşımıza çıkmıştır.

Feracenin değişik formlarını görmek mümkündür. Arkası uzun önü kısa, siyah, mavi, bordo. Yeşil, lacivert gibi çeşitli renklerde, ayaklara kadar uzanan etekleri olan, çok veya sadece bol, yarasa kol veya klasik şekilde pek çok feraceye rastlayabilirsiniz. Eskiden tesettür giyimin belli kalıpları vardı, günümüzde bu kalmayınca giysilerin türleri ve tasarımları da arttı haliyle. Ferace ve manto birbirine çok benzeyen iki şeydir, peki ama farkı nedir? Ferace mantoya oranla daha uzundur ve yakaları bulunmaz. Eskiden tasarlanan feracelerde boyun kısmı tam kapatılamazken günümüzdekiler sayesinde kapatılabilir ve eşarplar sayesinde kapatılamasa dahi kapatmaya son derece yardımcı olunabilir.

Kadınların klasik tutkusu uyumdur, bunu hepimiz biliriz. Renk renk, model model, farklı desenlerde üretilen feracelerle genelde ayakkabı ve çantalar uyum içinde seçilsin diye kadınların ayrı bir özenmesi söz konusudur. Uyum olmazsa bir kadın kendini kötü hisseder. Feraceyi hala hayalinizde canlandıramadıysanız uzun hırka gibi düşünebilirsiniz. Tesettür giyimi kullanmayan kadınlar nasıl hırka giyiyorsa tesettür giyimi seçen kadınlar da hırka yerine ferace giyiyorlar ve böylece kapanmanın gereklerinden olan vücut hatlarını belli etmemeyi başarıyorlar.

Sözlükte "ferace" ne demek?

1. Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi.
2. Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka.

Ferace kelimesinin ingilizcesi

formerly a long, full coat worn by Turkish women.
Köken: Arapça